SEFİLLER
- 19 May 2017
- 17 dakikada okunur

İçerik -Giriş:
Victor Marie Hugo 22 Mayıs 1885 Paris'te doğmuştur. Romantik akıma bağlı Fransız şair, romancı ve oyun yazarı. En büyük ve ünlü Fransız yazarlardan biri kabul edilir. Hugo'nun Fransa'daki edebi ünü ilk olarak şiirlerinden sonra da romanlarından ve tiyatro oyunlarından gelir. Pek çok şiirinin içinde özellikle Les Complentations ve La Légende des siécles büyük saygı görür. Fransa dışında en çok Sefiller ve Notre Dame'ın Kamburu romanlarıyla tanınır. Gençliğinde şiddetli bir kral yanlısı olsa da, görüşü yıllar içinde değişti ve tutkulu bir cumhuriyet destekçisi oldu. Eserleri zamanının politik ve sosyal sorunlarına ve de sanatsal akımlarına değinir. Hugo'nun cenazesi 1885'te Panthéon'da gömüldü.
Fransız klasiklerinden olan Sefiller, dil ve anlatım yönüyle sade tarihi bir romandır. Uzunca bir roman olması o dönemki Fransız edebiyatının özelliğidir. Cumhuriyetçi ve ihtilal taraftarı olan Victor Hugo bu eserinde fikirlerini oldukça yansıtmıştır. Bir kürek mahkumu olan Jean Valjean'ın verdiği yaşam mücadelesi, yaşadığı sefalet, sıkıntılar, acılar ile merhamet, din, siyaset, aşk, aile, adalet, yasa gibi konular ele alınmıştır. 1815-1832 Fransa'sının durumu, kültürü ve halkının içinde bulunduğu yoksulluk ve yaşadığı ızdıraplar de dile getirilmiştir. Paris ayaklanması ile hikaye sone erer.
Karakterler:
Jan Valjan (Madlen Baba): Birlikte kaldığı kardeşi ve yeğenleri için ekmek çalmak zorunda kalır ve on dokuz yıl kürek mahkûmu olarak cezasını çeker. Aslında dürüst, kimseyi incitmeyen, dindar, güçlü bir kişiliğe sahiptir. Sevdikleri için fedakârlık yapmaktan çekinmez. Her şartta yoksullara ve düşkünlere yardım eder. Bedeni güçlü, atletik yapılıdır. Yaptığı hırsızlık yüzünden ömür boyu kaçarak sefil bir hayat yaşamıştır.
Fantin: Kozet'in annesidir. Sevdiği adam tarafından terk edilmiştir. Babası olmayan kızını köyüne götüremez. Bakması için para karşılığın da bir aileye bırakır ve kendisi bu parayı karşılamak için çalışmak zorunda kalır. Gençlik döneminde yaptığı bu hatanın bedelini yoksul bir hayat yaşayarak ödemiştir. Hastalanır ve kızını göremeden ölür.
Kozet: Fantin'in kızı. Jan Valjan kendisini besleme olarak bakan kişilerden para karşılığında kurtarmış ve evlenene kadar onula yaşamıştır. Annesini kaybetmiş babasını da hiç görmemiştir. Bakan ailenin kötü davranması, yaşadığı zorluklar onu içine kapanık, çekingen ve sessiz biri yapmıştır. Madlen Babanın hayattaki tek arkadaşıdır. Tanıştığı Marius'u çok sever ve onunla evlenir.
Mösyö Jilnormon: Marius'un dedesi. Doksan yaşların da zengin, kadınlara zaafı olan, eğlenceyi seven biridir. Cumhuriyetçileri sevmez kral taraftarıdır. Cumhuriyetçi olan damadınıda sevmez ve babası ile görüşmesinede izin vermez. Üzüntüsün de sevincini de belli etmez. Onurundan ve gururundan taviz vermez. Torunu Marius ile arası bozulur fakat Mariusun yaralanıp aylar sonra yanında tedavi görmesi sonucu onunla barışır. Cumhuriyetçi olan torunundan dolayı düşünceleri değişir ve yumuşar. Yaşasın özgürlük ve cumhuriyet der. Tek varisi torunudur.
Marius: Mösyö Jilnormon'un torunu. Kozetin eşi. Ateşli, soğuk, soylu, cömert, gururlu, dindar ve heyecanlı bir gençtir. Annesini kaybetmiş babasını ise dedesinin izin vermemesinden dolayı kötü tanımış ve görememiştir. Babasının bir dostundan onun kişiliğini ve fedakârlıklarını öğrenince babasını ne kadar yanlış tanıdığını anlar ve araştırmalar yapar. Pişmanlıklar yaşar ve dedesinden bundan dolayı da nefret eder.
Komser Javer: Kanunların ve kuralların tek güç olduğuna inanmış tam bir görev adamıdır. Yıllarca Jan Valjanı yakalamak istemiş fakat onu yakaladığın da ise onun iyi niyetini görmüştür. Vicdanı ile mantığı arasında sıkışınca işin içinden çıkamaz ve hayatına son verir.
Tanerdiye: Yıllarca Kozet'e bakmışlardır. Bunun için Fantin den yüklü paralar koparmaya çalışmışlardır. İnsanların iyi niyetini suiistimal etmek ve para koparmak için her türlü düzenbazlık yaparlar. Hayatları yalan, dolandırıcılık ve düzenbazlıkla geçer. Çatışma da çocuklarını kaybederler.
İlginç Noktalar
Sefiller romanında anlatılan gerçekler, yalnızca toplumsal yaşantı ve onunla ilişkili mekânlarla sınırlı değildir. Romandaki kahramanlarının bir kısmı, yazarın yaşamında ya da Fransa tarihinde varolan kişilerden oluşmaktadır. Gururlu, isyankâr ve devrimci Marius tipi, yazarın kendi gençliğinin düşünceleştirilmiş halidir. Jan Valjean’ı merkezine alan hikâyesi de özellikle 1832 ayaklanmasıyla- Fransız tarihinin romana yansıması olmuştur. Ayrıca o dönemin haksız adalet sistemini ve politikasını gözler önüne sermesiyle önemli bir belgeye dönüşmektedir.
Romanın temel karakteri Jean Valjean’ın ruhunun geçirdiği farklı dönemler incelendiği zaman, genellikle düş evreni ile karşılaşılmaktadır. Bu ruhsal dönemlerin görülebilir hale gelmesine olanak sağlayanlar görünümlerdir. Jean Valjean’ın karakterine uygun olan görünüm, yazarın ruhsal çözümlemeler dışında akıl, anlayış ve yaşam biçimi konularına da değinmesine olanak sağlar. “Toplumdaki insanlar arasında itibar kaybetmek kazanmaktan daha fazla tehlikelidir.” (Freud, 2001: 374)
Yazar tarafından, Jean Valjean’ın ekmek çaldığı için kürek mahkûmu olduğu seneler, yaşadığı acı ve öfke dolu dönem gerçek imgelerle betimlenir. Yaşadığı acılar, onu düşlediği dünyanın hayallerinden alıp, yaşanan dünyanın gerçekleriyle karşı karşıya bırakır
Hugo, Valjean’ın içsel karanlığını, aldığı cezaların karanlık tarafıyla tamamlamaktadır. Yazar, Fransız ihtilalinin gerçekleştirmeyi arzu ettiği eşitlik ilkesi ile bağdaşmayan, kimsesizlik, aldatılmışlık ve sefaletin en derin çukuruna düşen insan karakterlerini sembolleştirmektedir.
Valjean’ın bilinçlenme yolunda yaşadığı ikinci önemli olay, küçük Gervais olayıdır. Hugo, acıması olmayan bir toplumdan alınmış izlenimlerle bilinçlenmenin aşamalarını ortaya koyar. Yazara göre, bu kargaşa açgözlülüğün ve hırsları bir savaş alanına çevirmemizin sonucudur. Jean Valjean’ın fikirlerinin olgunlaşması yönündeki bu yolculuk aşamalı bir şekilde devam eder. Hugo, bu ruhsal süreci, Valjean’ın içindeki vicdan duygusunu keşfederek olgunlaşmasını, çevresindekilere yardım etmesini ve ihtilale olan katkılarını özelden genele doğru bir seyir içinde verir. İyi veya kötü insan olma çabası iç konuşmalarla verilir.
Hugo, Fantine’in macerasında yer alan cehennem azabı izlenimlerini, toplum tarafından yaratılmış acımasız gerçekleri göstermek için dile getirir. Çalışkan, eğitimli gençlerin makam ve para yokluğu yüzünden özgürlük uzak kalmalarını, acı ve hüzünlü bir yaşam sürmelerini gözler önüne sermektedir.
Yazar, özgürlük ve eşitlik uğruna ideallerini gerçekleştirmek için insanların çektikleri cehennem azabı görünümleriyle oluşan karamsar bir tabloyu, Jean Valjean gibi insanların ruh yüceliğini sergileyerek dengeler. Sefiller romanında yaşanan sıkıntılar suyun yüzeyinde kalan bir buzdağının görünümü gibidir, derinliğinde daha büyük sıkıntılar mevcuttur. Toplumdaki bireyler özgür olmadıklarında, mutlu ve başarılı olamayacaklardır. Sefaletin içinden çıkıp özgürlüğe kavuşmak isteyen zavallı insanları, duygulu bir anlatım tarzıyla hayatın gerçekçi sahneleriyle birleştirerek ölümsüzleştiren Hugo, toplum gözlemcisi görevini başarıyla tamamlar.
Detaylı Özet:
Jan Valjan küçük yaşta annesi ve babasını kaybedince ablasının yanında kalmaya başlar. Eniştesi de genç yaşta ölünce ablası altı çocukla tek başına kalmıştır. Kendisine annelik yapan ablasına yardımcı olmak için her işte çalışır. Zaman geçer Jan yirmi yaşına gelir. Artık genç bir delikanlıdır. İş bulamadığı bir gün evde yiyecek ekmekte olmaz. Bu zor anda ekmek çalmak için fırına gider. Fakat çalarken yakalanır. Kürek mahkûmu olarak cezalandırılır. Birkaç kez kaçma teşebbüsüne bulunur ama her devasında yakalanır ve cezası artar. On dokuz yıllık mahkûmiyetin den sonra serbest kalır. Mahkûmiyeti boyunca bir miktar para biriktirmiştir. Kalacak yer bulabilmek için dört gün yürür. Akşama doğru Diny kasabasına varır. Önce bir hana sonra meyhaneye gider. İkisinden de kovulur. Çünkü kendisi gelmeden kürek mahkûmu olduğu haberi her tarafa yayılmıştır. Sonra bir köpek kulübesine girer oradan da kovulur. Sonun da bir piskoposun kapısını çalar. Din adamı Jan'a çok iyi davranır. Yatacak bir yatak ve yemek verir. Gece yarısı kalkan Jan piskoposun gümüş takımlarını çalıp kaçar ancak yakalanır. Askerler geri getirince iyi kalpli piskopos kendisinin hediye ettiğini söyler. Jan'ın kulağına eğilerek "bunları sana vererek senin ruhunu satın alıyorum bundan sonra iyi biri olacaksın" diyerek salı verir. Yolda giderken elinde paralar şakırdatan küçük Jarve'e rastlar. Bu çocuğun iki gümüş parasını alır ve geri vermez. Daha sonra pişman olur ve parayı aldığı çocuğu sokaklarda bulmaya çalışır ama bulamaz. Bir papaza rastlar ve aldığı parayı ona vererek fakirlere vermesini ister. Çocuğu etrafında aramaya devam eder. Birden kalbi parçalanır ağlamaya başlar. Yıllar, yaşadıkları onu kötü yapmıştı. Piskoposu düşünür. Yaptığı iyilik onda bir şeyleri canlandırmıştı. Ruhu geçmişi karanlıktı ama artık güneş doğacaktı. Kaç saat böyle ağladı kim bilir.
1817 yılı Fransa'da büyük değişimlerin yaşandığı yıldı. Paris'e üniversite okumak için gelen dört genç erkek kendilerine eşlik edecek sevgili bulurlar. Ekonomik durumları iyi olan u gençler kızlarla karı koca hayatı yaşarlar. Fantin bu kızlardan biriydi. Fantin on sekiz yaşında, kimsesiz, bir dikimhanede çalışıyordu. Birlikte yaşadığı erkekten Kozet adında bir yaşında bir kızı vardı. Fantin onu eşi gibi görmüş fakat erkek gönül eğlendirmişti. Erkekler bir akşam toplanıp kızlara sürpriz yapalım diyerek ortadan kaybolurlar. Kızlar önce şaka sanırlar ama gerçekte terk edilmişlerdir. Fantin defalarca kızının babasına mektup yazar fakat hiç birine cevap alamaz. Fantin çocuğunu alıp doğduğu şehre gitmeye karar verir. Ancak babası belli olmayan bir çocukla dönmesine çevresinin iyi gözle bakmayacaklarını düşünür. Paris yakınlarında ki Montferney kasabasına gider. Kasabada han işleten Tenardiye adını taşıyan garip bir aile vardır. Karı koca ve iki çocukları vardır. Fantin bu aileye ücret karşılığı çocuğuna bakmalarını ister. Adam kabul eder. Kendisi çalışmak için kasabaya gider. Önce ayda yedi franka anlaşırlar. Daha sonraları çocuk fazla masraf çıkarıyor diyerek Fantin'den daha fazla para isterler. Bu arada çocuğa kötü davranıp evin bütün işlerini yaptırırlar. Yemek olarak da kendilerinden kalan yemekleri verirler. Kozet iyice zayıflar. Beş yaşına giren Kozet artık hanın bütün temizlik işlerinden sorumlu tutulur. Fantin son birkaç ay işleri bozulduğundan para gönderemez. Çünkü en son on beş frank istemişlerdi. Zavallı kadının başına neler gelmişti. Ancak daha bunlar başlangıçtı.
Fantin kızını Tanerdiyelere bıraktıktan sonra doğduğu kasabaya gitmişti. Genç kadın yaklaşık on yıldır kasabasından uzaktı. Bu zaman içinde kasaba çok değişmiş ve gelişmişti. Son iki yılda sanayi alanında daha da gelişmişti. İki yıl önce şehre gelen yabancı iş adamı yaptığı yatırımlarla şehri kalkındırmıştı. Bu sayede insanların refah seviyesi, geliri artmış yoksulluk azalmıştı. Kimsesizler, öksüzler, fakirler düşünülmeye başlanmış hastane ve bakım evleri yapılmış fabrikalar açılmıştı. Hepsini şehrin Madlen babası yapmıştı. Kasabanın Madlen babası hak tarafından çok seviliyor ünü gittikçe artıyordu fakat o övülmeyi ve seçkinler arasında olmayı sevmiyordu. Kendisine belediye başkanlığı teklif edilmiş ama kabul etmemişti. Başkan tarafından teklif edilen valiliği ise mecburen kabul etmek zorunda kalır. Bu arada Madlen babayı bir göz sürekli takip eder. Bu kişi müfettiş Javerdir. Madlen'in kimliği hakkında araştırma yapar. Geçmişi bilinmeyen bu adamı bir yerlerden tanıdığını düşünür. Son derece dürüst ve titiz olan Javer, vali olduktan sonra Madlen ile karşı karşıya gelmemeye çalışır ama araştırmalarına devam eder.
Fantin doğduğu şehrin bu derece değişmesi ile burada kendine iş bulur. Kadınların çalıştığı fabrikada çalışmaya başlar. Ev tutar ve eşya alır. Bunlar için bir ödeme planı yapar. Bu arada Tanerdiyeler ile mektuplaşır. Onlara para göndermeye devam eder. Etrafındaki kötü niyetli kadınlardan biri Fantin'in durumunu öğrenmeye çalışır ve sürekli mektup gönderdiği adresi öğrenir ve hana gider. Kızı Kozet hakkında bilgi edinir ve bunları herkesle paylaşır. Bu durumdan rahatsız olan fabrika müdürü Fantin'i işten çıkarır. Üstelik bunu Madlen babanın istediğini söyler.
Fantin işten çıkartılınca çok zor durumda kalır. Borçları vardır ve kızına para göndermesi gerekir. Evinde dikiş dikmeye başlar ve neredeyse kazandığı tüm patayı kızına gönderir. Aç, sefil olarak soğuk tavan arasında hayatını geçirmeye başlar. Bu arada Tanerdiyeler kızı üşüyor diye ekstra on frank para isterler. Para göndermek için saçını keser ve bir kuaföre satar. Daha sonra kızının salgın hastalığa yakalandı ilaçları çok para tutuyor diye kırk frank isterler. Bu para için ön dişlerini bir dişçiye satar ve parayı gönderir. Tanerdiyeler sonra daha fazla para isterler aksi taktirde kızını sokağa atacaklarını yazarak bildirirler. Kızı sokağa atılmasın diye kendini sokağa atan Fantin hayat kadınlığı yapmak ister. Çünkü satacak bedeninden başka bir şey kalmamıştır.
Karlı bir kış günü çıktığı sokakta zengin bir sosyete onunla önce dalga geçer sonra koynuna kar atar. Buna dayanamayan Fantin adamla kavga eder ve karakola düşer. Karakola götüren Javer sosyeteye mensup adamla kavga ettiği için altı ay hapis cezası verir. Bunu duyan Fantin yalvarmaya başlar. Başından geçenleri anlatır ve "tüm bunlara sebep olan Madlen babadır, beni işten çıkarmasaydı bunlar başıma gelmezdi yoksa ben namuslu biriyim" der. Müfettiş katı kurallarından dolayı vazgeçmez. Fantin karakola getirildikten sonra oraya gelen Madlen baba her şeye şahit olur. Onu müfettişin aksine karakoldan çıkarır. Rahibelerin hastanesine götürür çünkü Fantin kendinden geçmiştir. Hastaneye götürülen Fantin'in çok hasta olduğu anlaşılır. Sürekli kızı Kozet'i sayıklar. Madlen, Tanerdiyelere mektup yazar ve üç yüz frank karşılığında çocuğu ister. Kötü niyetli oldukları için iki yüz frank daha isterler. Madlen kabul eder ve kızı kendi almak için gideceğini söyler. Madlen gitme planları yaparken müfettiş Javer gelir.
Müfettiş, Madlen babaya kendisini üst makama kürek mahkûmu Jan Valjan olarak şikâyet ettiğini fakat gerçek Jan Valjan'ın başka bir köyde yakalandığını söyler. Bu hatayı yaptığından dolayı kendisini müfettişlik görevinden almasını ister. Fakat Madlen babanın asıl adı kürek mahkûmu Jan Valjandır. Kafası karışan olan Madlen baba müfettişi kovmaz ama ne yapacağını şaşırır. Bir tarafta Jan Valjan diye mahkûm edilecek olan masum köylü bir tarafta hasta yatağında Fantin. Kimliğini açıklayıp köylüyü kurtarsa kasabadaki refah seviyesi kötüye gidecek. Açıklamasa masum köylü ceza alacak. Bu duygular içinde sabaha kadar odanın içinde gidip gelir hesaplar yapar ama işin içinden çıkamaz. Sabah beş olmuş hava aydınlanmaya başlamıştır. Bir gün önceden kiraladığı ata ve arabayı kâhya getirince ne tarafa gideceğini şaşırır. Köylüyü kurtarmaya mı yoksa Fantin'in kızını mı?
Jan Valjan kiraladığı araba ile suçsuz olarak kürek mahkûmu olacak adamı kurtarmak için mahkemeye doğru yola çıkar. Yolda birçok engelle karşılaşmasına rağmen vicdanının sesini dinler ve mahkemeye yetişir. Mahkemeye alınmayınca Vali Madlen kimliği ile girer. Mahkeme adamın aleyhine devam eder. Bütün deliller ve şahitler suçsuz adamın aleyhinedir. Adam kendisinin Jan Valjan olmadığını ispatlayamaz. Piskoposun gümüş takımlarını ve küçük bir çocuğun parasını almakla suçlanır. Kürek mahkûmu olmak üzereyken Madlen baba kendisinin gerçek Jan Valjan olduğunu, adamın suçsuz olduğunu ve tüm suçları kendisinin işlediğini itiraf eder. Tüm mahkeme sesiz ve şaşkınlık içinde onu dinler. Madlen baba şimdi biraz işinin olduğunu ve kendisini ararlarsa nerede bulunacaklarını bildirip salondan çıkar. Geriye Fantin'in yanına döner. Üç gündür kızını görme umuduyla yaşayan Fantin'in son anlarıdır. Madlen baba kızını getiremediğini söyleyemez. Onu geçiştirmeye çalışır. Bu sırada içeriye komiser Javer girer. Madleni yakaladığına mutlu olur ve onu tutuklamak ister. Madlen, Fantin'in kızını getirmek için izin ister. Fakat Javer buna izin vermez ve tutuklar. Fantin bu sırada son nefesini verir ve ölür. Javer, Madlen'i şehrin ceza evine teslim eder. Bu durum sonra halk çeşitli dedikodular çıkarır. Halkın Madlen babası bir anda kötü, hırsız, aşağılık bir kürek mahkûmu oluverir. Onun mahkûmiyeti ile şirketler batar halk eski yoksul dönemine döner.
Jan Valjan götürüldüğü hapishanenin parmaklıklarını kırarak kaçar. Evine gelir. Bıraktığı bir miktar paranın Fantinin cenaze işlemleri ve mahkeme masrafları için kullanılmasını kalanında fakirlere verilmesi için papaza mektup yazarak talimat verir. Javer izini bulur ve evden kaçarken yakalar. Tulon'a kürek mahkûmu olarak gönderilir.
Madlen baba bir askeri gemide kürek mahkûmudur. Bir gün tayfalardan biri geminin direğinde asılı kalır. Herkes ölecek diye beklerken Madlen komutandan izin alır ve direğe çıkarak askeri kurtarır. Ancak kendisi denize düşer ve kaybolur. Ertesi gün Tulon gazetelerinde Madlen için söyle yazar "dün Orion savaş gemisinde direğe asılı kalan tayfalardan birini kurtarırken denize düştü ve boğuldu". Tarih 17 Kasım 1823.
Madlen denizden çıkarak günlerce yol alır ve tenha yerlerden kasabasına ulaşır. Daha önce sakladığı parayı alır. Sonra Fantin'in kızı Kozet'in yanına doğru yola çıkar. Kozet sekiz yaşına gelmiştir. Ancak Tanerdiyeler o kadar kötü davranmıştır ki kız daha küçük görünür. Bütün ev işlerini ona yaptırırlar. Bayan Tanerdiye o kadar hırpalamış ki kızın adeta kâbusu olur. Onlara bin beş yüz frank vererek Kozet'i satın alır. Kozet hiç tanımadığı Madlen baba ile gider ve kendisi için bir şey yapan bu adama ısınır ve güvenir.
Madlen'in daha önce kiraladığı ve giderler. Ev işlerini meraklı ev sahibi yapmaktadır. Madlene sorduğu soruların cevabını alamaz. Kozet kurtulmanın mutluluğu ile kendisine alınan oyuncaklar ile oynar. Bazen birlikte akşam yürüyüşleri yaparlar. Madlen Kozet'e baba, Kozet Madlen'e sevgili bir çocuk olmuştur.
Bir gün merdivenlerden yabancı sesler duyan Madlen gelenlerden şüphelenir. Bir kaç kere duyduğu bu sesler onu huzursuz eder. Kapı deliğinden baktığında arkadan gördüğü kişiyi de Javer'e benzetir. Adam gittikten sonra Kozet'i yanına alarak evden ayrılır. Parisi'n sokaklarında kaybolurlar.
Gazetede Jan Valjan'ın ölüm haberini alan Javer çok rahatlamıştır. Tayinini Paris'e aldırmış burada görevine devam etmektedir. . Burada sokaktaki dilencilere para veren dilenci hikâyesi ilgisini çeker ve bu hikâyenin peşine düşer. Dilenci kılığında para veren dilenciyi beklemeye başlar. Bir akşam gelen kişiyi Jan Valjan'a benzetir. Jan Valjan da dilenciyi Javere benzetir. Birbirlerini azda olsa tanırlar. Onun hakkında bilgi edinmek için Jan Valjanın kaldığı odanın karşısındaki odayı kiralar. Jan Valjan seslerden şüphelenip kaçınca onu sokaklarda aramaya devam eder. Javer uzun bir takipten sonra onun olduğuna karar verir ama izini kaybeder. Jan Valjan duvardan atlayarak bir manastıra sığınır. Oradaki bahçıvan Madlen babayı tanır. Madlen baba vali olduğu sırada bir arabanın altında kalan yaşlı bir adamın hayatını kurtarmıştı. O yaşlı adam bahçıvan Foşlövandi. Madlen babayı gören Foşlövan çok sevinir. Borcunu ödemek içinde bir fırsat olur. Her ikisini manastıra almak ister. Bunun için dışarı çıkmak gerekir. Kozeti sebze sepetinin içinde, Madlen babayı da ölen rahibenin tabutunda çıkarmayı başarırlar. Rahibe okulu olan bu manastır onları öğrenci olarak kabul eder. İkisi de huzurlu bir hayat sürmeye başlarlar.
Normandi bulvarının bir sokağında yaşayan Mösyö Jilnorman adında kent soylu vardı. Doksan yaşlarında idi. Padişah taraftarı, cumhuriyetçileri sevmeyen, lüks bir hayat yaşamış, titiz ve çapkın birisiydi. İhtiyarın konağında evlenmemiş bekârlığın ciddiyetini üzerinde taşıyan elli yaşlarında kızı vardı. Konakta bekâr kızı ve ölen küçük kızından olan erkek torunu Marius ile birlikte yaşardı. Marius'un babası Napolyon'un askerlerindendi. Binbaşı rütbesine kadar yükselmiş Napolyon'dan baron unvanını almıştı. Çocuğunu çok sevmesine rağmen dedesinin mirasından mahrum etmemek için konakta bırakmıştı. Çünkü çocuğu alırsan mirasımdan men ederim demişti. Dedesi cumhuriyetçileri sevmediği için torununu babası ile görüşmesini de yasaklamıştı. Bir gün Marius'un babası gizlice Paris'e gelir. Oğlunu teyzesinin kiliseye getirdiği saatleri takip ederek onu bir kenarda gizlice izler, doyasıya bakar. Bu gidiş gelişler sırasında kilisedeki Maböfle ile dost olur. Ona hayatından ve oğlundan bahseder.
Marius dindar, heyecanlı, soğuk, ciddi bir delikanlıydı. Dedesini de pek sevmezdi. Babasının cumhuriyetçi olduğunu ve kendisini hiç sevmediğini biliyordu. Bu nedenle o da onu hiç sevmemişti. Yılda birkaç kez babasına mektup yazardı. Dedesi bu kasarına müsaade eder ama babasından gelen mektupları da saklardı. Marius on yedi yaşını bitirirken dedesi aldığı son mektupta damadının çok hasta olduğunu öğrenir ve Marius'a babasının hastalığından bahsede ve görmeye gitmesini söyler. Bu durum çok zor olsa da onu görmeye gider ve ölmüş olduğunu görürü. Bu durum karşısında hiç bir şey hissetmez. Sadece cenaze işlemlerini halleder ve eve döner. Daha önceki gibi kiliseye gittiği bir gün Mösyö Maböfle tanışır. Maböfle konuşma esnasında ona farkında olmadan babasından bahseder. Babasının iyi biri olduğunu, oğlunu çok sevdiğini ve fedakâr bir baba olduğunu söyler. Marius anlatılan kişinin babası olduğunu söyler ve söyledikleri karşısında merakı artar ve babası hakkında bilgi edinmek ister. Dedesinin anlattıklarının aksine kahraman bir asker olduğunu ne kadar onurlu bir yaşamı sürdürdüğünü, oğlunu ne kadar sevdiğini ve fedakârlığını öğrenir.
Babası hakkında bilgi sahibi olurken evdekilere karşı soğuk davranır ve bir süre onlardan uzak durur. Zamanla siyasi düşüncesi de değişmeye cumhuriyeti, Napolyon'u, ihtilalın idealini anlamaya çalışıyor bu zamana kadar karanlıkta kaldığını düşünüyordu. Babasına haksızlık yaptığını düşünmeye başlar. Onun sağ olması için neler vermez diki. Paris'ten her ayrıldığında babasını mezarını ziyarete giderdi. Ev dekiler ise onu aşık zannediyor onun için fazla dokunmuyorlardı. Bir gün Marius'un bu tavırlarının nedenini öğrenirler. Dedesi ile tartışır. Evi terk eder.
O sıralar hukuk okuyan Marius dedesinin gönderdiği altınları da kabul etmez. Daha önce lüks yaşarken üç yıl yoksullukla mücadele eder. Okulunu bitirince Almanca ve İngilizce öğrenir. Çalışmaya başlayınca biraz durumunu düzeltir. Zor durum da kalan insanlara yardım etmeyi de ihmal etmez. Bazen yemek yediği lokantada bahşiş bile bırakır.
Kendi iç dünyasında yaşıyor zor şartlarda hayatını devam ettirerek babasına layık bir evlat olmaya çalışır. Etrafındaki gençlere göre daha muhafazakâr bir hayat yaşar.
Yaklaşık bir yıldır Marius Lüksemburg bahçesinde yürürken altmış yaşlarında bir adam ile on beş yaşlarında bir kızın her gün belirli saatlerde parkta oturduklarını görür. Kız ilgisini çekmeye başlar. Birkaç kez göz göze gelirler. Sonraları oturduğu evi öğrenmek için takip eder evini öğrenir. Bunlar Kozet ve yaşlı Jan Valjandır. Kozer on beş yaşına kadar manastırda kalınca oradan ayrılıp Paris'in kenar sokaklarında tuttukları bir evde yaşamlarına devam ederler. Jan Valjan takip eden bu adamdan şüphelenir. Bir gece kimseye bir şey söylemeden evi boşaltır ve gider. Marius kıza âşık olur fakat kızı takip ettiği için elinden kaçırmıştır.
Marius babasının vasiyet ettiği gibi düzgün bir hayat sürer. Vasiyetinde, savaşta yaralandığı zaman onun hayatını kurtaran çavuş Tenardiye isminde ki kişiyi bulup ona olan minnet borcunu ödemek için ne gerekiyorsa yapmasını ister. Ancak Marius üç yıl aramasına rağmen izini bulamaz. Çünkü Tenardiyeler hanı kapatıp izlerini kaybettirerek başka yere gitmişlerdir.
Marius elinden kaçırdığı sevgilisi düşünürken dalgın dalgın sokakta yürürken polisten kaçan iki kız kendisine çarparak dört mektup düşürerek yanından geçerler. Mektupları alarak eve gider ve okuduğunda dört ayrı kişiye faklı isimlerle yazılmış yardım isteyen mektuplardır. Kapı çalar tam bir sokak kızı yoksulluğunda bir kız çocuğu ona mektup verir. Gelen mektubun diğer mektuplarla aynı olduğunu ve yardım istenmektedir. Kız Marius'u tanır ve daha önce kira yardımı yaptığı kişidir. Marius işin aslını öğrenir. Yan komşuları değişik isimler altında durumu iyi olan insanlardan duygusal sömürü yaparak para dilenmektedir. Karı koca ve üç çocuğu olan komşuları hakkında başka bilgisi olmayan Marius kız beş frank veriri ve gönderir. Daha sonra yan odadan sesler duyar. Adam kiliseye kızıyla gelen adama gönderdiği mektup işe yaramış adam evine yardım etmeye gelmektedir. Bunun için ortamı hazırlamaya çalışır. Soğuk olan evin çamını kırar ve eşini hasta gibi yatağa yatırır. Kızlarına da en pis ve ski elbiselerini giydirir. Adam gelir ve getirdiği giysileri bırakır. Ev sahibi daha fazla yardıma ihtiyacı olduğunu söyler. Adam akşam altmış frank bırakacağını söyler ve gider.
Kendini başka bir isimle tanıtan ev sahibi gelen yardım sever adamı tanımıştır. Sekiz yıl önce yanlarındaki besleme kız Kozet için para verip götüren Jan Valjandır. Bütün bu konuşmalara yan odada kalan ve her şeyi duvardaki delikten izleyen Marius sevgilisini görmüş ve heycanlanmıştı.
Kötü niyetli ev sahibi Jan Valjan'ın yoksul görünümlü zengin olduğunu anlamış daha fazla para koparmak için planlar yapar. Şehrin en azılı çetesi ile anlaşıp Jan Valjana tuzak kurar. Bunları duyan Marius hemen karakola gider. Durumu anlatır. Polis müfettişi kendisine iki silah verir ve durum çıkmaza girerse bir el ateş etmesini söyler. Bunları söyleyen müfettiş Javerdir. Marius silahları alır eve gider. Odanın deliğinden her şeyi gören Marius adamın geldiğini ve para bıraktığını görür. Ev sahibinin anlaştığı gibi çete elamanları teker teker odaya girmeye başlar. Jan Valjan'ı sıkıştırıp para almak isterler. Ev sahibi kendini tanıtır ve Tenardiye olduğunu söyler. Adam onu tanımadığını ve başka biri ile karıştırdığını zengin olmadığını söylese de inanmaz. Bunları duyan Marius elindeki silahı yere düşürür ve yıllarca aradığı minnet borcunu ödemek istediği adamın alçak, kurnaz, aşağılık biri olduğunu öğrenince iki ateş arasında kaldığını düşünür. Babasının vasiyeti mi sevdiği kız mı? Tam bu sırada içeri Javer girer adamları yakalar. Kargaşadan yararlanan adam pencereden atlar ve kaybolur.
Komser Tenardiyeleri de yakalar hapse atar. Kızlarını da bakım evine bırakır. Marius'ta evden taşınır. Tenardiyelerin küçük kızı yaşı küçük diye bakım evinden bırakırlar. Kız Marius'u bulur ve yanına gider.
Marius'a sevdiği kızın adresini bildiğin ve ona görüre bileceğini söyler. Bir umutla yola çıkar. Ancak kıza evin yerini kimseye özellikle babasına söylememesi için yemin ettirir. Evi bulunca kıza para veriri ve onu uzaklaştırır. Artık sevgilisinin evini bulmuştur.
Marius evi gözetlemeye başlar. Her gün Kozet ile bahçeye giden Jan Valjan'ı takip eder. Kızla göz göze gelir. Ancak konuşmaya cesaret edemez. Bu durumun farkına varan Jan Valjan rahatsız olmaya başlar. Hayatındaki tek insan Kozetin bir gün evinden uçacağını anlar. Zaten çok rahat bir hayat sürdüğü manastırdan Kozet için ayrılmıştır. Eğitim almış olan Kozet'in zorunlu olduğu için rahibe olmasını istememiştir. Kozetin gideceği düşüncesinden dolayı Marius'tan nefret eder. Bahçeye de artık gitmezler. Kozet'i tekrar göremeyen Marius umudunu tekrar kaybeder. Altı ay sonra Kozet Marius ile karşılaşır. Marius Kozet'e aşkını ilan eder. Kozet'te sevgisine karşılık verir.
Bu sırada Tenardiye ve çete elemanları hapisten kaçmış Jan Valjan'ın izini bulmuştur. Bir kaç kez Tenardiye ile sokakta karşılaşmış fakat Jan Valjan kılık değiştirdiği için tanıyamamıştır. Jan Valjan tehlikenin kokusunu aldığından Fransa'yı terk etme kararı alır. Durumu Kotet ile paylaşır. Kozet de Mariusa söyler ve kendileri ile birlikte gelmesini ister. Fakat Marius parası olmadığını söyler. Kozet ile birlikte gitmek istediği için gururunu hiçe sayarak hergün torununun yolunu gözleyen dedesinin yanına gider para ister. Dedesi para vermeyi kabul eder ama evleneceği kıza hakaret edince bir daha dönmemek üzere evden ayrılır. Mariusu bitkin bir halde evine döner ve Javer'in verdiği iki tabancayı alarak Kozet'in yanına gider. Ancak ev boştur. Artık sadece ölümü düşünür. O sırada Tenarditelerin küçük kızı yanına gelir. Arkadaşlarının şehrin merkezinde onu çağırdıklarını söyler.
1832 yılının yaz ayında Paris'te kolera salgını çıkmış halk zor durumda kalır. Devletin ileri gelenlerinden General Lamark'ın ölümü ile isyan patlak verir. Halkın içinden birkaç cumhuriyetçi gençler isyanı başlatmış şehrin içinde barikatlar kurup komiser Javer'i esir almışlardı. Bu gençler Marius'un arkadaşları bazıları da yakın dostlarıydı. Marius hiç bir zaman isyancı olmamış hep kendi iç dünyasında yaşamıştı. Cumhuriyet için savaşmak ise babasından kalan gönül bağıydı. Tam ölümü düşündüğü anda ölümünde onu çağırdığını düşünerek arkadaşlarının arasına katılır. Çatışma çıkar bir kaç kişi ölür. Ölenlerden biride Tanerdiyelerin küçük kızıdır. Kız Marius'a aşık olmuş ama bunu söyleyememişti. Kozeti de kıskanmış hatta ondan nefret etmişti. Kozet'den ayırmak için Marius'a yalan söylemiş ölüme çekmişti. Sonuçta Marius'un kollarında can verir. Marius'da öleceğini düşünür ve Kozet'e bir mektup yazar. Mektubu Tenardiyelerin en küçük çocuğu ile öğrendiği yeni adrese gönderir. Mektupta Kozeti çok sevdiğini, dedesinin evlenmelerine izin vermediğini ve ölürse cesedini dedesine götürmesini yazar. Mektubu alan Jan Valjan Marius'un yanına gider. Barikatların arasına girer. Javer de oradadır. Birbirlerini görünce tanırlar. Yıllarca kaçmak sorunda kalan Madlen Baba kendisinden bekleneni yapar Javer'i kurtarır ve serbestsin der. Çatışma çıkar ve Tanerdiyelerin en küçük çocuğu, Maböf Baba ölür.
Marius omzundan yaralanır. Madlen Baba Marius'u kanalizasyondan kaçırmayı başarır. Gece boyu ilerler. Bir çıkış bulur ancak kilitlidir. O sırada yarı gölge gibi hapishaneden kaçan Tenardiye ortaya çıkar. Jan Valjan'ı tanımaz ancak para karşılığı kilidi açar sonra tekrar kapatır. Sen nehrinin kenarından dışarı çıkan Valjan derin bir nefes alır. Ama sıkıntısı bitmez. Javer bir anda orada belirir. Sanki kanalizasyonun üzerinden onu takip etmiştir. Beraber Marius'u dedesinin evine götürürler. Sonra Valjan evine döner. Javer den izin alır. Kaçmayacağını düşündüğü için eve girip çıkmasına izin verir. Jan Valjan eve girince oradan uzaklaşıp Javer nehrin kıyısına gider. Kendisi ikilem içindedir. Kürek mahkûmu, Madlen Baba, şehrin valisi, iyilikten asla vazgeçmeyecek yardım sever biri, kendisi hayatını isyancılardan kurtaran bir adam. Bir yandan polis otoritesi, kanunlar. Çıkmaza giren Javer kendini nehrin sularına bırakır.
Marius dedesini evinde altı aylık tedavi sonucu iyileşir. Jan Valjan pansuman için her gün ilaç götürür. Nefret ettiği bu genci Kozet mutlu olsun diye kurtarmış halada yardım ediyordu. İyileşen Marius dedesi ile barışır ve dedesi de evleneceği kızı görmek ister.
Kozzet ve Marius evlenirler. Düğün günü Paris çok kalabalıktır. Kiliseye giderken Tanerdiyeler Mariusu ve Jan Valjan'ı tanırlar. Kızına takip etmesini ve evin adresini öğrenmesini ister. Nikâh sonrası evlerine yerleşen çiftler çok mutludurlar. Jan Valjan ertesi gün gelir ve kendisinin kürek mahkûmu olduğunu, Kozet'e dokuz yıl çok iyi baktığını ve onu arada bir görmek istediğini Marius'a söyler. Bunları duyan Marius adamın Kozet ile görüşmesine pek sıcak bakmaz. Önceleri birer saat sonraları bir kaç dakika görmeye gelirken sonraları hiç gelmez. Jan Valjan Kozet'e madam ya da siz diye hitap etmeye başlar. Kendisinede Mösyö Jan diye hitap edilmesini ister. Kozet ile arasına bir soğukluk girer. Buna anlam veremeyen Kozet kocasının böyle yaptırdığından haberi yoktur. Bir yandan da Marius kendi hayatını kimin kurtardığını merak edip araştırır. Kendisi avukat olduğu için birçok ipucu bulur. Madlen babadan şüphelenir. Ancak Madlen Baba hayatını kurtardığını söylemez.
Madlen Baba iyice yaşlanır ve hasta yatağa düşer. Artık evden dışarı çıkamaz hale gelir. Bir gün Marius odasında çalışırken kılık değiştirmiş bir adam gelir. Madlen Babanın bir adamı öldürdüğünü onu sırtında tünelden çıkarırken gördüğünü söyleyerek Marius'dan para koparmaya çalışır. Parayı alan adam her şeyi gerçekliği ile anlatır. Madlen Babanın ve Jan Valjanın aynı kişi olduğunu, bir zamanlar şirket sahibi ve çok zengin olduğunu, çatışma esnasında Marius'u onun kurtardığını da söyler. Bunları duyan Marius gelen adamın Tenardiye olduğunu öğrenir ve ona yirmi bin frank vererek Amerika'ya gitmesini sağlar. Kendisi kurtaran kişinin Madlen Baba olduğunu öğrenen Marius Kozet'i alıp Madlen Babanın evine gider. Son anlarını yaşayan Madlen Baba kızı ve damadını yanında görünce mutlu bir şekilde hayata gözlerini kapatır.
Sorulabilecek Sorular
Birkaç kez hırsızlık yapan Jan Valjan’ın ruhu hangi olay karşısında canlanmıştır?
Fantin zor durumdayken hangi aile ona yardım etmiştir?
Karlı bir kış günü Fantin neden karakola düşmüştür ve onu kim oradan çıkarmıştır?
Madelen’in işin içinden çıkamadığı durum ne olmuştur?
Jan Valjan hangi suçtan dolayı hapishaneye girmiştir ?
Jan Valjan’ın evlatlık kızının adı nedir.?
Kahramanlık olayından sonra Jan Valjan’a hangi adı verirler?




















Yorumlar